Pages

Showing posts with label Datca days... Show all posts
Showing posts with label Datca days... Show all posts

Friday, November 30, 2012

Garden work...

There is non stop wind for the last 2 days in Datca, and it looks like it will continue for the weekend. It's not really fun to be outside. As heavy winds bring lots of salty water from the sea, it is killing almost everything in the gardens, so couple days ago we worked whole day in the garden and in the verandahs to save maximun amount of our plants. We succeeded in moving most of our pots inside and also changed some summer flowers with tulip bulbs. As always Hera was the keen inspector...

Datça'da son 2 gündür sürekli rüzgar var ve hafta sonunda da uçacak gibi görünüyoruz, ve tahmin edebileceğiniz gibi şu sıralar dışarda olmak çok eğlenceli değil. Kuvvetli rüzgarlar denizden çok fazla tuzlu su getirdiği için kışın bu rüzgarlar sırasında bahçede ne var ne yok ölüyor, dolayısıyla bir kaç gün önce bahçelerde ve balkonlarda bulunan çiçeklerimizi kurtarabilmek için bütün gün çalıştık. Şu anda saksılarımızın çoğu içeri taşındı ve kimi yaz çiçeklerinin yerine lale soğanları ektik. Hera ise her zamanki gibi gerekli kontrolleri hiç aksatmadı.



I also decorated some candles with various plants from the gardens..

Ayrıca bahçeden topladığım çeşitli bitkilerle mumları süsledim..




Friday, November 23, 2012

Back to Home....

After spending some time in İstanbul and Morocco we are finally back at home and settled comfortably for a Mediterranean winter. After an hectic month on the road, the quietness of nature feels so good here, and as there is no major storm yet, garden is full of roses..

İstanbul ve Fas'da geçen zamanlardan sonra nihayet Datça'ya eve dönüp yerleştik ve harika bir Akdeniz kışına hazırız. Büyük şehirde ve yolda geçen bir aydan sonra buraların sessizliği insana o kadar iyi geliyor ki...Daha çok şiddetli bir fırtına görmediğimiz içinde bütün bahçe güllerle dolu..


Our Hera is enjoying her much missed freedom, and immediately adopt to her B&B style living which is leaving home early in the morning and coming back during occasinal rain showers for a dry place..

Hera çok özlediği özgürlüğünün tadını sonuna kadar çıkartıyor. Sabah çıktığı eve ancak ara sıra yağan sağanak yağmurlar döndürebiliyor onu...


and our little one Hestia who stayed here when we left really missed being with us. Nowadays she is rarely leaving the house. It looks like she took nice care of herself when we are away because I found her as a much bigger cat after a month of absence...

ve giderken burada bıraktığımız en küçüğümüz Hestia ise bizlerle olmayı gerçekten çok özlemiş. Bu sıralar evden nadiren dışarı çıkıyor. Bu arada gördüğüm kadarıyla bir aylık yokluğumuz sırasında kendine gayet iyi bakmış. Eve dönünce çok daha büyümüş / şişmanlamış bir kedi bulduk..



Friday, October 19, 2012

Time to go...



It's time to go İstanbul again. Tomorrow we are going to exchange our shorts, shirts and flip flops with pants, sweaters, shoes and raincoats for 3 weeks...As we are still having beautiful summer like weathers here, it will be hard to leave.

Yeniden İstanbul'a gitme zamanı geldi..Yarın şortlarımızı, t-shirtlerimizi, parmak arası terliklerimiz, pantolonlarla, kazaklarla, ayakkabı ve yağmurluklarla değiştireceğiz. Datça'da hala inanılmaz güzel havalar sürdüğü için bu kez 3 haftalığına bile olsa gitmek çok zor geliyor..

Hera is coming with us. She doesnt like to travel and after so much freedom here, she is becoming a bit depressed in İstanbul but she is ready to go...

Hera bizimle geliyor. Arabaya binmekten hoşlanmasa da, bunca özgürlükten sonra İstanbul'da ilk günlerini depresif vaziyette geçirse de gitmeye hazır...




However we are leaving our little one, Hestia, behind.. She is still on the wild side, still prefering to sleep outside. So for the time being, apartment life in İstanbul is not possible for her. One of our neighbours will take care of her...So its time to give lots of cuddles to her. We are going to miss her a lot....

Ancak en küçüğümüz Hestia, ne yazık ki burada kalıyor. Hala daha oldukça vahşi bir kedi olduğu için geceleri dışarda uyumayı tercih ediyor, durum böyle olunca da İstanbul'da apartman hayatı şu an için hiç ona göre değil. Biz yokken bir komşumuz mamasını ve suyunu vermeye devam edecek..Çok özlenecek olduğu için şimdi kucaklardan inmiyor..




Wednesday, October 10, 2012

Karaköy Bull Fights

 This past weekend, we went to see bull fights at Karakoy. It was a first for me as well as hubby. To tell you the truth I never gave much thought to bulls up to now but I realized that they were such magnificent creatures. Its no wonder they are the symbol of strength in so many cultures and mythology. Bull fights are a long held tradition in Turkey and they are a lot different and ironic to say but more humane than the ones in Spain as bulls are fighting with each other not with a human..Like all male species, they are pushing and tossing and usually dont critically injure each other.

Bu haftasonu Karaköy'de yapılan boğa güreşlerini izlemeye gittik. Hem benim hemde eşim için bir ilkti. Şu ana kadar boğalar üzerinde çok fazla kafa yormasam da, o gün onların ne kadar muhteşem yaratıklar olduğunu gördüm. Pek çok kültürde ve mitolojide gücün sembolü olduklarına şaşmamalı. Boğa güreşleri Türkiye'de uzun süredir var olan bir gelenek ve İspanya'dakinden çok farklı hatta ironik ama boğalar bir insan la değil , birbirleriyle güreştiği için deyim yerindeyse daha insancıl. Aslında yaptıkları erkek cinslerinin tümünde olduğu gibi birbirleriyle itişmek ve çok ciddi yaralanmaların olmadığı söyleniyor.


Rules are rather simple, if you ran away or become too excited and mount your opponent, you are losing.

Kurallar aslında oldukça basit, rakibinden kaçan ya da çok heyecanlanıp üstüne binmeye çalışan boğa yenik kabul ediliyor..




There are many fans of these fights as well as opponents and many heated debates between them are natural. Unfortunately I feel like I am standing no where in these arguments. I LOVE my dog, I LOVE my cat and I love all animals and I am so careful not to kill an ant or bug intentionally and dont hesitate to walk the extra mile if necessary but I eat meat. Eventhough I am trying to limit it for a few nights every week , I still see my relations with animals hypocritical. I wish we could all live in a peaceful world where not a single human or animal get hurt but I cant say that these fights are good and also I cant say that they are bad until I change myself....

Bu gösterilerin pek çok meraklısı olduğu gibi, pek çok karşı duranı da var ve bu konuda ateşli tartışmalar son derece olağan. Ne yazık ki bu tartışmalarda ben kendimi hiç bir yerde göremiyorum. Kedimi, köpeğimi, tüm hayvanları çok SEVİYORUM, küçücük bir böceği ya da karıncayı bilerek öldürmemek için, kırk takla atmaktan hiç üşenmiyorum ama et yiyorum.Her ne kadar et yemeklerini haftada bir kaç kez ile sınırlasam da, hayvanlarla olan ilişkimi hala ikiyüzlü olarak görüyorum. Keşke tek bir insanın ve hayvanın incinmediği bir dünyada yaşayabilseydik ama şu anda bu güreşler iyidir diyemeyeceğim gibi, kendimi değiştirene kadar, kötüdür de demekten uzağım..









Saturday, September 22, 2012

Autumn in Mediterranean..


Autumn in Mediterranean is all about

  • new tastes along with the old ones
  • bright new colors along with the paler ones
  • empty beaches
  • cooler mornings and nights but definitely much cozier
  • seeing much missed sand lilies at the beach, but still enjoying the summer flowers
  • much better sleep in cooler nights, much better swim in autumn sea..
  • its not saying good bye to summer but enjoying the best of summer and autumn in a single day




Akdeniz'de sonbahar;

  • eski tatların yanına yeni tatların eklenmesi
  • canlı renklerle soluk renklerin bir arada olması
  • bomboş sahiller
  • serin sabahlar ve akşamlar
  • özlenen kum zambaklarının tüm yaz çiçeklerinin yanındaki yerini alması
  • serin gecelerde daha iyi uykular, en güzel sıcaklığındaki denize daha güzel dalmalar
  • yaza elvada demek yerine, bir günün içinde hem yazı hem de sonbaharı yaşamak demektir..



Wednesday, September 12, 2012

September in Datca


I spent the weekend in İstanbul to attend the wedding of a dear cousin of mine.As its been almost 6 months since my last visit, it was pretty difficult to adjust the big city life; like waiting in the traffic for 2 hours to pass the bridge, to walk in crowded streets surrounded with impatient and sullen faced people, fast pace of life etc.Once again I feel that we are so lucky to be able to make the decision to live in this small Mediterranean town.

September in Datca is just beautiful. No more very hot days..Weather and the sea tempreture at its best with rather empty beaches to enjoy. These photos taken last evening by hubby, while Hera and I walking at the beach to collect some driftwood..

Geçtiğimiz hafta sonunu çok sevdiğim bir kuzenimin düğününe katılmak için İstanbul'da geçirdim. Son kez İstanbul'a gitmemin üzerinden neredeyse 6 ay geçmiş, ve her seferinde olduğu gibi büyük şehirdeki hayat beni yine şaşırttı..Karşı tarafa geçmek için trafikte 2 saat araba içinde beklemek, sabırsız ve asık suratlı insanlarla dolu kalabalık sokaklar, hayatın hızlı akıp gidişi....Yine her seferinde olduğu gibi, Datça'da yaşamaya karar verebilecek kadar şanslı olduğumuz için şükrettim..

Datça'da Eylül ayı ise tek kelime ile muhteşem. Artık o yakıcı sıcaklar kalmadı. Havanın da, deniz suyunun da sıcaklığı tam kıvamına geldi, üstelik bir de yaz kalabalığı her geçen gün biraz daha azalmaya başladı..Bu fotoğrafları ise sevgili, dün akşamüzeri Hera ile beraber sahilde dolaşırken çekti...

Wednesday, July 18, 2012

Chilhood memories and fresh almonds

When I was a kid and living in a much organic enviroment, I remember that almost all the vegetables and the fruits have their own seasons..You wait for them, you miss them and finally you savour them..The most obvious that come to my mind was tomato. I dont remember eating fresh tomatos during winter time, but when the summer comes, they were abundant with tastes and smells that are no more available in todays markets. The tomato juice thet my mom squeezed every summer morning for breakfast is unfortunately a distant memory right now.Mom is here, plenty of tomatos all year round, but looks like world has lost its  connection with mother earth..
But luckly, there is still fresh almond season. I miss them, wait for them and finally savour them, always by peeling their brown skin.  For breakfast its soooo delicious to dip them into honey and for evening goes soooo well with your drinks..

Ben daha henüz bir çocukken ve göreceli olarak daha organik bir çevrede yaşarken neredeyse her sebzenin ve meyvenin bir mevsimi vardı..Onları, beklerdiniz, özlerdiniz ve sonunda da tüm lezzeti ile mideye indiriverirdiniz. Aklıma gelen en barizi domates. O zamanlar kış mevsimi hiç taze domates yediğimizi hatırlamıyorum ama yaz geldimi şimdi hiç bir yerde bulamayacağınız tatları ve kokuları ile etrafı dolduruverirlerdi. Annemin her yaz sabahı kahvaltı için sıktığı taze domates suyu şimdilerde uzak bir anı olarak kaldı. Annem burada, domatesler her mevsim market raflarında ama galiba toprak ile olan bağımızı kaybettik..
Neyse ki benim için hala taze badem mevsimi var..Özlüyorum, sabırla bekliyorum, şimdilerde de tadını çıkartıyorum.Sabah kahvaltılarında bal'a batırarak, akşamları da içkinin yanında harika gidiyor..

Monday, May 28, 2012

Photos of the week....

Me and my camera are always very good buddies. I have known to go everywhere with big bags in order to carry it with me. The things that I see, hear and smell everyday on my daily walks are always inspiring me.   Every week I am taking tons of photos which I am sharing some of them daily on the page of Turquoise Diaries on facebook.
Here is a summary of what me and my camera did last week...

Fotoğraf makinem ve ben çok iyi arkadaş sayılırız, hatta çok kez onu da beraberimde taşımak için kullandığım büyük çantalarımla bilinirim. Günlük yürüyüşlerimizde gördüklerimiz, duyduklarımız, kokladıklarımız bana her zaman ilham verir. Her hafta deyim yerindeyse, tonlarca fotoğraf çekiyorum ve bunların bir kısmını günlük olarak Turquoise Diaries'in facebook sayfasında paylaşıyorum. İşte geçen hafta fotoğraf makinem ve ben....


Capture the colors of Datca...

Datça'nın renklerini yakaladık...
Celebrate the birthday of hubby, no big cake for this year as we are trying to loose some weight..

Sevgilinin doğum gününü kutladık, bu sene kilo vermeye çalıştığımız için pasta yoktu..
Walk or cycle daily into the beautiful fields..

Her gün ya yürüyüş yaptık ya da bisiklete bindik..
Enjoyed a party at a new hotel...

Yeni açılan bir otel'de partiye katıldık..

Pick up lots of flowers

Bir dolu çiçek topladık...

and enjoy the end of a day with barbeque and wine and with the magnificent view of the Greek island Symi, while Hera's best friend Barbeque is waiting for her share..

Ve biten bir günü, Hera'nın en iyi arkadaşı Mangal kendi payını ya da isim hakkını beklerken, mangal ve şarap eşliğinde Simi'nin harika manzarasına karşı kutladık.


If you want to catch up with me and my camera next week, please follow and 'like' us at facebook:

https://www.facebook.com/pages/Turquoise-Diaries-Datca/208796625865787

Eğer fotoğraf makinem ve beni gelecek hafta da takip etmek istiyorsanız bizi facebook'ta 'beğenin'


https://www.facebook.com/pages/Turquoise-Diaries-Datca/208796625865787


Friday, May 25, 2012

'' Hello to Summer''

Although we said ''Hello to Summer'' with a party the day before yesterday, it is still a bit rainy and windy around here.

Geçen gün bir parti ile ''Yaz'a Merhaba' dediğimiz halde buralar hala biraz yağmurlu, biraz rüzgarlı..

The party was held at a new small hotel overlooking the magnificient view of the Mesudiye..Guests were mainly German speaking ex-patriates who made this beautiful peninsula their new home. We ate, drank and mostly talked about how lucky we were to live in such a place..

Parti , Mesudiye'nin muhteşem manzarasına tepeden bakan yeni bir otelde yapıldı. Davetliler genelde bu güzel yarımadayı artık evleri yapmış olan Almanca konuşan yabancılardan oluşuyordu..Bütün gece boyunca yedik, içtik ve en çok da böylesine bir yerde yaşadığımız için ne kadar şanslı olduğumuzdan konuştuk..


If you ever visit our peninsula, You might think at staying Hotel Zephyros  to enjoy this breath taking view.. www.datcazephyros.com

Eğer sizde buraları ziyaret ederseniz bu nefes kesici manzaranın tadını çıkarmak için Zephyros Otel'de kalmayı düşünebilirsiniz.. www.datcazephyros.com






LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin