I dont know what their real name is..Some says golden strawberry but there are other funny names like old woman's fruit or bear's fruit. There are rumours that you could get drunk by eating too much of it. There are even people swearing seeing drunk bears around this fruit tree.
It's easy to find them in the Aegean side of our peninsula. That's where we picked them. And for the record, NO we did not get drunk and NO we did not see drunk bears around AND they taste delicious...
PS: My English reading friends could jump over to my blogger friend's pages in Bodrum to get some real information about this fruit. Somebody even composed a song about them.......l
Gerçek adları ne bilmiyorum. Kimileri altın çilek diyor ama kocakarı yemişi ya da ayı yemişi gibi komik adları da var.Dediklerine göre çok yerseniz sarhoş olabilirmişsiniz...Hatta kimi rivayetler bunların etrafında sarhoş ayıları görenlerin bile olduğu..Datça yarımadasının Ege taraflarında bol bol bulunuyorlar ve geçen hafta sonu bizde oralardan topladık...Ve kayıtlara geçmesi için yazıyorum. HAYIR sarhoş olmadık ve HAYIR etrafta sarhoş ayı görmedik VE gerçekten çok lezzetliler....
Tuesday, December 18, 2012
Sunday, December 16, 2012
Olive Oil
Nowadays, all the villagers are collecting either olives or tomatoes in our small peninsula. Yesterday we went to the local olive oil mill to purchase the freshly squeezed golden liquid. Every year we are buying close to 100 litres for our yearly consumption as well as to fulfill the orders of family and friends..Other than occasional butter, no other oil enters to our kitchen..
And today we joined the villagers picking olives. It's a difficult job which requires lots of hard work and camaraderie..Once upon a time olive oil was an item that I could easily find on the market shelfs, but living in Datca made me realize how valuable every drop of it and I dont have to tell you the divine taste and smell of it..
Bu sıralar küçük yarımadamızda herkes ya domates topluyor ya da zeytin. Dün Kızlan köyündeki zeytin sıkım fabrikasına gidip 100 litreye yakın zeytinyağ aldık. bir kısmı bize, bir kısmı da sipariş veren aile ve arkadaşlarımıza. Ara sıra kullandığım tereyağı saymazsak bizim mutfağa başka bir yağ asla girmez..
Bugünde zeytin toplayan komşularla beraberdik. Çok zor bir iş, ailenin ve arkadaşların desteği olmadan yapılması nerede ise imkansız. Bir zamanlar zeytinyağ benim için supermarket raflarında kolayca bulabileceğim bir şeyken, Datça'da yaşamaya başladıktan sonra her bir damlasının ne kadar kıymetli olduğunu anladığım altın sıvı haline geldi..Tabi ki buradan aldıklarımızın muhteşem tadından ve kokusundan bahsetmeme hiç gerek yok...
Friday, December 14, 2012
My finalist photo...
This photo I took last May at the Bozburun junction on the way to Marmaris selected as one of the 13 finalists on a photo contest organized by ECA& National Geographic..
Geçen Mayıs ayında Marmaris yolu, Bozburun kavşağında çektiğim bu fotoğraf ECA & National Geographic'in düzenlediği fotoğraf yarışmasında finale kalan 13 fotoğraftan biri oldu.
The winner is going to have a Safari in Tanzania. Well, my sweet poppies are not going to see a safari but these sweets goats are...Congrats to the winner - Erkan Bilgin
Yarışmanın büyük ödülü olan Tanzaya'da safariyi benim tatlı gelinciklerim göremeyecek ama bu güzelim keçiler orada olacaklar...Kazanan Erkan Bilgin'i buradan tebrik ederim..
You could see the other finalist from the link below....
Finale kalan diğer fotoğraflara aşağıdaki linkden ulaşabilirsiniz..
https://www.facebook.com/media/set/?set=a.512441765457264.121610.370787802955995&type=1
Geçen Mayıs ayında Marmaris yolu, Bozburun kavşağında çektiğim bu fotoğraf ECA & National Geographic'in düzenlediği fotoğraf yarışmasında finale kalan 13 fotoğraftan biri oldu.
The winner is going to have a Safari in Tanzania. Well, my sweet poppies are not going to see a safari but these sweets goats are...Congrats to the winner - Erkan Bilgin
Yarışmanın büyük ödülü olan Tanzaya'da safariyi benim tatlı gelinciklerim göremeyecek ama bu güzelim keçiler orada olacaklar...Kazanan Erkan Bilgin'i buradan tebrik ederim..
You could see the other finalist from the link below....
Finale kalan diğer fotoğraflara aşağıdaki linkden ulaşabilirsiniz..
https://www.facebook.com/media/set/?set=a.512441765457264.121610.370787802955995&type=1
Sunday, December 9, 2012
Sunday blues...
A typical Mediterranean day outside..Wind, sun and rain continuosly playing with each other...
But inside its all about a lazy Sunday full of,
But inside its all about a lazy Sunday full of,
- pink roses from the garden
- writing travel journal
- green tea with a dash of cinnamon
- chocolate chip cookies for lunch ( I told you its a lazy Sunday!!)
- hearing the sound of wind and the waves
- always a great company,our sweet Hera
- music coming from inside
- hubby cooking the dinner for tonight
- and as always playing with the camera..
- a short blogpost to share my Sunday and photos..
Tuesday, December 4, 2012
Rabat - Morocco
Well, I think its time to show you some photos from our recent trip to Morocco. Our first stop was at Rabat. Although our plane landed to Casablanca, we skipped it. Casablanca is a very beautiful city but we thought that there are not very many attractions that interest us.
Sanırım artık Fas seyahatimiz hakkında yazı yazma zamanı geldi. Uçağımız Kazablanka'ya inmesine rağmen, orada kalmayarak ilk durağımız olan Rabat'a geçtik. Kazablanka çok güzel bir şehir ancak program yaparken orada bizim ilgimizi çekecek fazla bir şey bulamadık.
We stayed in the old part of the town and our hotel was very close to famous Oudaia Kasbah which is a fortress dated back as old as 12th century. The houses in the kasbah were built in the late 17th to early 18th century. Their white & blue washed walls amazing but at that time we werent aware that we will see a much more amazing blue town in the coming days..
Rabat'da şehrin eski kesimlerinde bulunan bir otelde kaldık. Kaldığımız otel ünlü Udaya Kasbah'a oldukça yakındı. 12.yüzyıldan kalma kalenin içinde bulunan mavi beyaz badanalı evler ise 17.yüzyıl sonu 18.yüzyıl başından kalma.. O gün mavi beyaz boyalı sokaklara hayran kaldık ama o sıralar önümüzdeki günlerde rüya gibi bir mavi kente gideceğimizden habersizdik.
It is possible to see a great view of the city's water front from the platform of the former signal station..
Rabat'ın kıyı kesimini ise eski işaret kulesinin bulunduğu platform'dan görebilmek mümkün.
Later we walked into the medina...We spent hours by sightseeing, window shopping and photographing. When we finally leave the old part of the town, it's almost dark..
Daha sonra medina'nın içlerine doğru yürüdük. Etrafı seyrederken, dükkanlara bakınırken, fotoğraf çekerken saatler geçmişti ve şehrin eski kısmından ayrıldığımızda hava kararmıştı..
During our entire trip we choosed to stay in the old parts of the towns in small hotels converted from beautiful old Morrocon houses..I just loved their court yards full of flowers, lanterns and in some cases with a small pool. We stayed at lovely Dar Zouhour....
Tüm seyahatimiz boyunca kaldığımız şehirlerin eski kısımlarında bulunan eski Fas evlerinden otele dönüştürülmüş ufak butik otellerde kaldık. Çiçeklerle, fenerlerle ve bazende ufak bir havuzla süslü avlularına tek kelime ile bayıldım. Rabat'da kaldığımız Dar Zouhour otelini biz çok sevdik..
Sanırım artık Fas seyahatimiz hakkında yazı yazma zamanı geldi. Uçağımız Kazablanka'ya inmesine rağmen, orada kalmayarak ilk durağımız olan Rabat'a geçtik. Kazablanka çok güzel bir şehir ancak program yaparken orada bizim ilgimizi çekecek fazla bir şey bulamadık.
We stayed in the old part of the town and our hotel was very close to famous Oudaia Kasbah which is a fortress dated back as old as 12th century. The houses in the kasbah were built in the late 17th to early 18th century. Their white & blue washed walls amazing but at that time we werent aware that we will see a much more amazing blue town in the coming days..
Rabat'da şehrin eski kesimlerinde bulunan bir otelde kaldık. Kaldığımız otel ünlü Udaya Kasbah'a oldukça yakındı. 12.yüzyıldan kalma kalenin içinde bulunan mavi beyaz badanalı evler ise 17.yüzyıl sonu 18.yüzyıl başından kalma.. O gün mavi beyaz boyalı sokaklara hayran kaldık ama o sıralar önümüzdeki günlerde rüya gibi bir mavi kente gideceğimizden habersizdik.
It is possible to see a great view of the city's water front from the platform of the former signal station..
Rabat'ın kıyı kesimini ise eski işaret kulesinin bulunduğu platform'dan görebilmek mümkün.
Later we walked into the medina...We spent hours by sightseeing, window shopping and photographing. When we finally leave the old part of the town, it's almost dark..
Daha sonra medina'nın içlerine doğru yürüdük. Etrafı seyrederken, dükkanlara bakınırken, fotoğraf çekerken saatler geçmişti ve şehrin eski kısmından ayrıldığımızda hava kararmıştı..
During our entire trip we choosed to stay in the old parts of the towns in small hotels converted from beautiful old Morrocon houses..I just loved their court yards full of flowers, lanterns and in some cases with a small pool. We stayed at lovely Dar Zouhour....
Tüm seyahatimiz boyunca kaldığımız şehirlerin eski kısımlarında bulunan eski Fas evlerinden otele dönüştürülmüş ufak butik otellerde kaldık. Çiçeklerle, fenerlerle ve bazende ufak bir havuzla süslü avlularına tek kelime ile bayıldım. Rabat'da kaldığımız Dar Zouhour otelini biz çok sevdik..
Friday, November 30, 2012
Garden work...
There is non stop wind for the last 2 days in Datca, and it looks like it will continue for the weekend. It's not really fun to be outside. As heavy winds bring lots of salty water from the sea, it is killing almost everything in the gardens, so couple days ago we worked whole day in the garden and in the verandahs to save maximun amount of our plants. We succeeded in moving most of our pots inside and also changed some summer flowers with tulip bulbs. As always Hera was the keen inspector...
Datça'da son 2 gündür sürekli rüzgar var ve hafta sonunda da uçacak gibi görünüyoruz, ve tahmin edebileceğiniz gibi şu sıralar dışarda olmak çok eğlenceli değil. Kuvvetli rüzgarlar denizden çok fazla tuzlu su getirdiği için kışın bu rüzgarlar sırasında bahçede ne var ne yok ölüyor, dolayısıyla bir kaç gün önce bahçelerde ve balkonlarda bulunan çiçeklerimizi kurtarabilmek için bütün gün çalıştık. Şu anda saksılarımızın çoğu içeri taşındı ve kimi yaz çiçeklerinin yerine lale soğanları ektik. Hera ise her zamanki gibi gerekli kontrolleri hiç aksatmadı.
I also decorated some candles with various plants from the gardens..
Ayrıca bahçeden topladığım çeşitli bitkilerle mumları süsledim..
Datça'da son 2 gündür sürekli rüzgar var ve hafta sonunda da uçacak gibi görünüyoruz, ve tahmin edebileceğiniz gibi şu sıralar dışarda olmak çok eğlenceli değil. Kuvvetli rüzgarlar denizden çok fazla tuzlu su getirdiği için kışın bu rüzgarlar sırasında bahçede ne var ne yok ölüyor, dolayısıyla bir kaç gün önce bahçelerde ve balkonlarda bulunan çiçeklerimizi kurtarabilmek için bütün gün çalıştık. Şu anda saksılarımızın çoğu içeri taşındı ve kimi yaz çiçeklerinin yerine lale soğanları ektik. Hera ise her zamanki gibi gerekli kontrolleri hiç aksatmadı.
I also decorated some candles with various plants from the gardens..
Ayrıca bahçeden topladığım çeşitli bitkilerle mumları süsledim..
Saturday, November 24, 2012
No words necessary...
Happy Sunday.../ İyi Pazarlar...
Photo by Erbil Kural of a dear friend of mine and his girl friend at Tobago Cays - Southern Grenadines...
Photo by Erbil Kural of a dear friend of mine and his girl friend at Tobago Cays - Southern Grenadines...
Subscribe to:
Posts (Atom)




