Pages

Sunday, March 10, 2013

Gabaklar Bay..


After enduring two days of rain and wind, when we see the sun shine this morning we went to Gabaklar Bay near Hayıtbük for a long breakfast..

Yağmur ve rüzgar bizi iki gün eve kapadıktan sonra, bu sabah güneş ışığı görür görmez kendimizi dışarı attık ve uzun bir kahvaltı yapmak için Hayıtbük'ün hemen yanındaki Gabaklar Koyuna gittik..




Resident dogs Dost and Çilli were so happy to see us and they were so camera friendly...A family is running the hotel and the restaurant at this magnificient bay..

Bu muhteşem koydaki tesisi bir aile işletiyor ve sevgili köpekleri Dost ve Çilli bu tenha zamanlarda bizi gördüklerine çok mutlu oldular, hiç şikayet etmeden bol bol poz verdiler..








As you see spring is here with all its beautiful colors and flowers...

Gördüğünüz gibi bahar tüm güzel renkleri ve çiçekleri ile artık burada...




Wednesday, March 6, 2013

Karakoy - Aegean Sea

Aegean side of Datca peninsula has much harsher nature and sea than the Mediterranean side where most of the people live..When we woke up to a beatiful weather and sea this morning, we decided to take a walk near the Karakoy beach at the Aegean side...

Datça yarımadasının Ege kıyısı, pek çok yerleşim yerinin bulunduğu Akdeniz kıyısına göre çok daha sert doğa ve deniz koşullarına sahip..Ancak bu sabah harika bir deniz ve harika bir havaya uyanınca, soluğu Ege tarafındaki Karaköy sahilinde aldık..





A very sad sight, but a fact of life :((.

Çok üzücü ama hayatın da gerçeği olan bir görüntü :((


They actually started to build a marina to this place...I can only hope that the +'s of a business in this tranquil place exceeds the -'s....We especially love this place as we bought a piece of land around here to build our future home, but we will just wait and see what the marina will bring...

Halihazırda bu sahile bir marina inşaatı başlamış durumda...Şu anda sadece böyle bir iş kolunun bu sakin yere getireceği artılarının eksilerinden daha fazla olmasını umut etmekten başka bir şey gelmiyor elimden.... Biz buraların sakinliğini, her şeyden uzakta olmasını ayrı bir seviyoruz ve geçen yılda gelecekteki evimizi yapmak üzere buralardan bir arazi satın almıştık ama şimdi marina'nın neler getirip neler götüreceğini bekliyoruz..



After a nice walk, a sandwich and a glass of tea were all we needed...

Böyle keyifli bir yürüyüşten sonra tek ihtiyacımız olan sıcacık bir çay yanında sandviç...

Friday, March 1, 2013

February at the Beach House...

Some of you may already realized that I started to write a new blog since December 2012...In order to improve my photography I am taking tons and tons of pictures everyday...Some are awful, some are OK, but I keep trying and my blogs and sharing them with you giving me a big incentive to do much much better...

So as of December I decided to start for another blog just to post photos from inside the house, our small DIY projects and home improvements...Turquoise Diaries will be more focused on outside activities..Like Turquoise Diaries its both in English and in Turkish....Meaning of the new blog is ''house at the beach'' So pls check how life went at the beach house during February at 





Kimilerinizin fark ettiği gibi Aralık ayından beri yeni bir blog oluşturdum..Fotoğraf becerilerimi ilerletmek için deyim yerindeyse her gün tonlarca fotoğraf çekiyorum..Kimileri berbat çıkıyor, kimileri de idare ediyor işte...Ancak çektiğim fotoğrafları bloglarımda sizlerle paylaşmak bana çok çok daha iyisini yapmak için inanılmaz bir itici güç oluyor, sürekli çabalıyıp duruyorum..

İşte Aralık ayından beri bu yeni bloğa evdeki hayatımızdan, küçük DIY projelerimizden fotoğraflar ve yazılar koymaya çalışıyorum.. Bundan sonra Turquoise Diaries'de daha çok dışarıdaki aktivitelerimizden fotoğraflar bulacaksınız ve yine Turquoise Diaries gibi yeni bloğuma da hem İngilizce hem de Türkçe yazıyorum.. Şubat ayında sahildeki evde hayat nasıl geçti bir göz atmak isterseniz, sizleri buraya bekliyorum...







Sunday, February 24, 2013

Swimming in February...


After two days of heavy wind and rain, weather gods allowed these brave souls to swim yesterday at the 7. International Winter Swimming Marathon of Datça...As we were busy shopping at the Saturday's market we missed the start of 5 km race but rushed to see the start of the 2,5 km...

İki gün süren şiddetli yağmur ve fırtınadan sonra, dün hava, bu kahramanlara izin verdi ve 7. Uluslararası. Datça Yüzme Maratonu yapılabildi..Biz o sırada pazarda haftalık alışverişimizi yaptığımız için, 5 km. nin start'ını kaçırdık ama 2,5 km için tam zamanında oradaydık...








Water should be really cold and somehow the organization did not allow them to wear body suit, so after the start , first casualities started to return complaining about cramps..

I usually open the swimming season early May, and even at that time sea tempratures are  usually very low.. I cant imagine how cold it is right now..So a big CONGRATULATION to these guys and gals....

Su çok soğuk olmasına rağmen organizasyon nedense body suit tarzı mayolara izin vermediğinden yarış başlar başlamaz kramplardan yakınan yüzücüler geri dönmeye başladılar...

Ben normalde yüzme sezonunu Mayıs ayının başı gibi açarım ve o zaman bile deniz suyu insanı dondurur. Şimdilerde ise ne kadar soğuk olabileceğini hayal bile edemiyorum..Dolayısıyla tüm katılanlara buradan hayranlık dolusu kocaman bir HELAL OLSUN....



Tuesday, February 19, 2013

Taroudant - Morocco

Before our travel, a friend gave us lots of travel magazine clippings, he collected about Morocco. In one of them writer Anthony Sattin was writing about Taroudant, capital city of the fertile Souss valley, 80 km away from the coastal town Agadir..

To tell you the truth, it was a very good piece. Although he explicitly told that there is not much to see, he sold it to us. The title of his article was ''In search of the real deal''. So we took the necessary extra 200 km to find the real deal.

Gezimizden önce bir arkadaşımız, seyahat dergilerinden kestiği Fas ile ilgili bir sürü yazı vermişti bize. Bu yazılardan birinde yazar Anthony Sattin. verimli Souss vadisinin başkenti, ünlü turistik sahil kenti Agadir'e 80 km uzaklıkta olan Taroudant'ı yazmıştı.

Doğrusunu söylemek gerekirse çok iyi yazılmış bir yazıydı ve net bir şekilde şehirde görülecek fazla bir şey yok dese de, Taroudant'ı bize satmıştık. Yazının başlığı Gerçek Fas'ın arayışı idi ve bizde gerçek Fas'ı bulmak için ekstra'dan 200 km yapmayı göze aldık..





Taroudant is called ''little Marrakech'' because of its rich history and miles of red earth walls just like her bigger sister. But as Mr Anthony said there is really not much to see. We took a walk in its two souks and as all souks in Morocco they were really lively. The Berber souk with its exotic name was full of cheap Chinese imports. Arab souk was offering local Moroccan art and goods in much cheaper prices than Marrakech.

Küçük Marakeş olarak bilinen şehir aynı büyük kardeşi gibi zengin bir tarihe ve kilometrelerce uzanan kırmızı surlara sahip, Fakat Bay Anthony'nin dediği gibi hakikaten görülecek fazla bir şey yok. Şehrin merkezine arabayı park ettikten sonra iki souk'unu dolaştık. Fas'ın her yerinde olduğu gibi souklar son derece canlı. Ancak egzotik isimli Berberi souk'u ucuz Çin malları ile doluyken, Arab souk'u Marakeş^ten çok daha ucuz fiyatlara yerel el işleri sunmakta..








For lunch we chosed the best looking place in the main square. As it wasnt looking very promising we ordered a simple omelette, thinking that an omelette is an omelette everywhere. Big mistake..The owner brought us a tajin omelette. There was more oil in it tahn the egg particles and what's more, we had to fight we hundreds of flies for our lunch. It wasnt a very good experience with an empty stomach.

To tell you the truth if you asked me on that day, I would strongly advise you not to Taroudant, but after coming home and getting some rest and digest the trip and the experince, I am glad that we went and see a Moroccan town not invaded by tourists..

As a side note, if you have lots of money, you could stay at La Gazelle d'Or, one of the most expensive hotels at North Africa and I bet you would have a totally different experience of the city like the regulars of the hotel  which includes French presidents, rock stars and Farah Pahlavi, the exiled empres of İran..

Öğle yemeği için kendimize meydandaki en iyi lokantayı seçtik. Çok bir şeyler vaat etmediği için  birer tane omlet söyledik. Bunu söylerken, omlet her yerde omlettir işte diye düşünüyorduk ama ne büyük yanılgıymış. Bize Fas'ın tajin çömleklerinde pişirilmiş bol yağlı bir omlet geldi, o kadar yağlıydıki, neredeyse içinde yumurta parçacıkları zor bulunuyordu. Bir de bu yemeği yüzlerce sinek ile paylaşmak zorunda kalmakta işin cabası oldu.. Aç karnına kesinlikle hoş bir deneyim olmadı..

Doğrusunu söylemek gerekirse o gün bana sorsanız, kente gitmenizi kesinlikle tavsiye etmezdim, ama uzun bir seyahatten eve dönüp dinlendikten, yaşananları, görülenleri biraz sindirdikten sonra, iyi ki de gitmişiz, turislerin ele geçirmediği bir kenti görmüşüz diyorum..

Bir ek not olarak, eğer çok paranız varsa, Taroudant'da Kuzey Afrika'daki en pahalı otellerden biri olan Gazelle d'or da da kalabilirsiniz ve bahse girerim işte o zaman otelin müdavimleri Fransız Cumhurşakanları, rock yıldızları veya sürgündeki eski İran kraliçesi Farah Pahlavi gibi bambaşka bir deneyimle dönebilirsiniz..

Wednesday, February 13, 2013

Kargı Beach - Datca

Kargı is a small bay and beach very close to the center of Datca. Yesterday we stopped there for a quick lunch. Lunch being frencgh fries and cold beer..

Kargı, Datça merkeze çok yakın ufak bir koy ve plaj. Dün kısa bir öğle yemeği için oradaydık. Öğle yemeği derken çok bir şey beklemeyin. Patates kızartması ve buz gibi bira..



Ducks, cats and a big dog sleeping nearby were peacefully hanging together at the beach.  Although  they were hungry, they did not bother to fight and intimidate each other for the small pieces given to them by the human visitors. I think the peaceful and calm atmosphere of Datca during winter time affects all the living beings..Like our Hera almost all the dogs are leash free here during this time of the year. We tend to restrict them when the city folks who are afraid of dogs come here for their summer vacation. I really love this time of the year..

Ördekler, kediler ve biraz ileride uyuklayan kocaman bir köpek sahilde hep beraber takılıyorlardı. Aç olmalarına rağmen kendilerine verilen mamalar için ne birbirleriyle kavga ettiler, ne itişip kakıştılar. Sanırım Datça'nın bu zamanlardaki sakin ve huzurlu atmosferi tüm canlıları etkiliyor. Tıpkı bizim Hera gibi Datça'daki köpeklerin hemen hemen hepsi bu mevsim tasmasız mutlu mesut kafalarına göre takılırlar. Ancak yaz gelip köpekten korkan şehirliler buralara yaz tatiline geldiğinde onları kısıtlamaya başlarız. Yılın bu zamanını gerçekten çok seviyorum...








Later came two members of the Datca swimming club. Mr Emin Bolu told us that he and his wife are swimming everyday..Mr Bolu is 65 and is working to compete for a Guiness World record at his age group in open sea swimming. He is swimming at an avarage of 120 km. every month. Amazing isnt it..

Bizim yemeğimiz bitmeye yakın Datça yüzme klübünün iki üyesi sahile geldi. Emin Bolu, eşi ile birlikte yaz kış fark etmez her gün mutlaka yüzerlermiş.  65 yaşında olan Emin Bey, kendi yaş grubunda açık deniz yüzme dalında Guieness Rekorlar Kitabına girmek için çalişıyormuş. Ayda ortalama 120 km yüzdüğünü söyledi. İnanılmaz değil mi?? 




LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin